Bize yazın: crohntedavisi@gmail.com
Doğum Kontrol Hapının Karanlık Yüzü: Bilim ve İnsanlık Dışı Deneyler
Getting your Trinity Audio player ready...
|
Doğum Kontrol Hapının Karanlık Yüzü: Bilim ve İnsanlık Dışı Deneyler
Modern çağın en önemli icatlarından biri olan doğum kontrol hapı, kadınlara kendi bedenleri üzerinde kontrol imkanı sunarak toplumsal bir devrim yaratmıştır. Ancak bu devrimin arkasında, Nazi Almanyası döneminde Auschwitz toplama kampında gerçekleştirilen korkunç ve insanlık dışı deneylerin gölgesi yatmaktadır. Bu makale, özgürlüğün sembolü olarak görülen bu ilacın karanlık ve trajik tarihini aydınlatmaktadır.
Carl Clauberg: Bilimin Gölgesinde Bir Canavar
İlk doğum kontrol hapı olan Enovid’in 1960 yılında piyasaya sürülmesi, milyonlarca kadının hayatını değiştirse de, bu başarının temeli jinekolog Carl Clauberg’in acımasız deneylerine dayanmaktadır. Clauberg, Kiel Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, hormon araştırmalarıyla tanınmış bir bilim insanıdır. Ne yazık ki, bilimsel yeteneğini insanlık dışı amaçlara adamış, Nazi rejiminin Yahudi ve Sinti-Roman nüfusunu yok etme politikasını benimsemiştir.
1943 yılında Auschwitz’e tayin edilen Clauberg, 10. Blok’u adeta kişisel bir laboratuvara dönüştürmüştür. Burada, yüzlerce Yahudi ve Sinti-Roman kadını, rızaları olmaksızın kısırlaştırma deneylerine maruz bırakmıştır. Amacı, kadınları bir enjeksiyonla kalıcı olarak kısırlaştıracak bir yöntem bulmaktır. Bu deneylerde kullanılan kimyasal maddeler, kadınların rahimlerine iğnelerle enjekte edilmiş, çoğu zaman anestezi kullanılmamıştır. Deneylerin birçoğu korkunç ağrılara, yan etkilere ve hatta ölüme neden olmuştur.
Korkunç Deneylerin İnsanlık Mirası
Makalede adı geçen mahkumlar arasında yer alan Renée Düring, bu dehşetin en acı tanıklarından biridir. Clauberg’in “kobay” olarak kullandığı kadınlar, çocuk sahibi olma hakkından mahrum bırakılmış, bedenleri üzerinde hiçbir söz hakkı olmayan birer nesneye dönüştürülmüştür. Clauberg, bu deneylerden elde ettiği bulguları, bugün doğum kontrol hapı üreten ve o dönemde Schering firması olan şirketle paylaşmıştır.
Savaşın sonunda Sovyetler tarafından yakalanan Clauberg, 25 yıl hapse mahkum edilse de, 1955’te erken tahliye edilmiştir. Almanya’ya döndüğünde adeta bir “prens” gibi karşılanmış ve Kiel Üniversitesi Kliniği’nde yeniden görevine başlamıştır. Yahudi Merkez Konseyi’nin suç duyurusuna rağmen, Clauberg aleyhindeki dava, kendisi ölmeden önce bir sonuca ulaşamamıştır.
Doğum Kontrol Hapı: İronik Bir Çelişki
Doğum kontrol hapı, kadınlar için bir özgürleşme sembolü olarak görülürken, bu ilacın köklerinin Nazilerin Yahudi kadınları kısırlaştırma çabalarına dayanması, tarihin en büyük ironilerinden birini teşkil etmektedir. Bu trajik çelişki, bilimsel ilerlemenin etik ve ahlaki sınırlarını sorgulamamızı gerektirmektedir. Özgürlüğe giden yolun, insanlık dışı eylemlerin üzerinden geçmesi, tarihin bize sunduğu en acı derslerden biridir.
Kaynak: https://www.dw.com/tr/do%C4%9Fum-kontrol-hap%C4%B1n%C4%B1n-auschwitz-ile-ne-ilgisi-var/a-73652276