Bize yazın: crohntedavisi@gmail.com
Travma sonrası büyüme
Yazar Dr. Christine Gibson, “travma sonrası büyüme” (post-traumatic growth) kavramını, kişinin travmatik bir olaydan sonra sadece hayatta kalması veya eski normaline dönmesi değil; bu acı verici kırılmalar sayesinde genişlemesi, dönüşmesi ve yeni bir kapasiteyle yeniden şekillenmesi olarak tanımlamaktadır. Yazar bu kavramın, insanın evrimleşme ve gelişme yollarından biri olduğuna inanmaktadır.
Yazar, bu kavramın ne anlama geldiğini netleştirmek için onu “dayanıklılık” (resilience) kavramından ayırır ve konuyu üç güçlü metaforla açıklar:
- Kintsugi Felsefesi: Japonya’da kırık çömleklerin altın veya gümüş reçineyle onarıldığı kintsugi sanatında, eşyanın kırılmış olmasının onu daha güzel ve değerli kıldığına inanılır. Yazar, insanların da tıpkı bu çömlekler gibi, yaralandıkları yerlerden iyileşerek eskisinden daha güzel ve anlamlı bir forma dönüşebileceklerini ifade eder.
- Paket Lastiği ve Stres Yayı (Slinky) Ayrımı: Yazar dayanıklılığı bir “paket lastiğine” benzetir; gerildikten sonra eski şekline döner. Ancak üst üste çok fazla gerilirse (bileşik travmalar) lastik yıpranır ve esner. Oysa travma sonrası büyüme bir “stres yayı” (Slinky) gibidir. Sadece eski şekline dönebilmekle kalmaz, aynı zamanda her yöne bükülebilir, yepyeni şekiller alabilir ve kişinin başlangıç noktasında tahmin bile edemeyeceği kadar genişleyip büyümesini sağlar.
- Can Simidiyle Durmak ve Yüzmeyi Öğrenmek: Hayatın içinde öylesine süzülen birini düşünün; travma ona bir dalga gibi çarpar ve onu suyun altına, korku dolu bir yere çeker. Kişi bir can simidine tutunup suyun yüzeyine (eski statükoya) geri döndüğünde, bu “dayanıklılık”tır. Ancak kişi dalgaların arasında kendi başına yüzmeyi öğrendiğinde, işte bu travma sonrası büyümedir.
Özetle travma sonrası büyüme; kişinin atlattığı zorlukların bir katalizör işlevi görerek onda yepyeni beceriler, esneklik, genişleme ve yüksek bir farkındalık dalgası yaratmasıdır.