Ülseratif Kolit ve bağırsak hastalıkları

Otoimmün hastalıklar ve tedavi stratejileri

OTOİMMÜN HASTALIKLARI GERİLETMEK İÇİN 10 STRATEJİ

Otoimmün hastalıklar, büyük bir sağlık sorunudur. Romatoid artrit, lupus, MS, sedef hastalığı, çölyak ve tiroid hastalıkları bunlardan bazılarıdır. Aslında 80’den fazla hastalık, otoimmün hastalık olarak tanımlanmıştır ve liste kabarmaktadır.

Otoimmün hastalıklar 24 milyondan fazla Amerikalı’yı ve batı toplumlarının %5’ini etkilemektedir. İnflamasyon (yangı), ağrı, şişkinlik ve ızdırap gibi çoğunlukla garip, tanımlaması zor sendromlar içerirler.

Otoimmün hastalıklar nelerdir? Şöyle ki, bağışıklık sisteminiz düşmanlara karşı savunmanızdır. Bağışıklık sisteminizin dostu düşmandan ayıran bir ordu olduğunu düşünün.

Otoimmünite, bağışıklık sisteminizin kafası karıştığında ve kendi dokunuz dostane çapraz ateşe maruz kaldığında oluşur. Diğer bir deyişle, vücudunuz sürekli bir şeylerle savaşmaktadır. Bu enfeksiyonlarla, toksinlerle, allerjenlerle savaş olabilir veya strese bir tepki olabilir. Bazen bağışıklık ordunuz, karşı atağını size yönlendirebilir. Eklem yerleriniz, beyniniz, cildiniz ve bazen tüm bedeniniz yaralanabilir.

Tüm bu konsepte moleküler benzerlik denir. Konvansiyonel tıp, bunu bir sorun olarak kabul eder ancak onlar orada dururlar ve kimse sorunun altında yaratanın ne olduğuna bakmaz. Hangi molekülün taklit ettiğine bakmazlar. Anti-inflamatuarlar veya steroidler veya bağışıklık baskılayıcılar veya TNF alfa baskılayıcılar kullanmak, yoğun enfeksiyon ve kanserin yanı sıra, bağırsak kanamalarına, böbrek yetmezliğine, depresyona, psikoza, kemik erimesine, kas kaybına ve diyabete sebep olabilir.

Beni yanlış anlamayın. Bu ilaçlar hayat kurtarıcı olabilir ve insanlara hayatını geri verebilir ancak bir noktayı kaçırıyorlar. Bununla başa çıkmanın başka bir yolu daha var.

Konvansiyonel Tıp Yaklaşımındaki Sorun

Çok farklı hastalıklar olarak sınıflandırılmış olsalar da, büyük bir ortak noktaları vardır. Her otoimmün vakada, vücut kendine saldırır.
Bu sorunları iyileştirmenin, hastalarda artan enfeksiyon riskine ve hatta ölüme sebep olabilen, güçlü bağışıklık-baskılayıcı ilaçlar kullanmak yerine başka bir yolu var mı?

Tarihsel olarak, tıbbi keşifler, doktorların, hastalarının hastalıklarından ve tedavilere verdikleri cevaplardan edindikleri hassas gözlemlerden ortaya çıkar. Doktorlar buluşlarını okullarına rapor ederler veya vaka çalışması olarak yayınlarlar.

Günümüzde bu “vaka çalışmaları”, genellikle “anekdotlar” olarak görülüp yok sayılırlar ve git gide alakasız hale gelmiştir. Bunun yerine, “kanıt”ın tek standardı olarak rastgele kontrollü denemeler üzerinde odaklanıyoruz. Ne yazık ki, bu yaklaşım, zor hastalıkları tedavi etmek üzere yeni bilimsel buluşları uygulayan, binlerce hastanın ve doktorun deneyimlerini yok saymaktır.

Temel bilimsel buluşların, tıbbi pratiğe dökülmesi sıklıkla on yılları alır. Bu maalesef, milyonların faydalanabileceği terapilere hemen ulaşmalarına engel olur.

Bir hasta üzerinde yeni bir yaklaşımın denenmesine karar verme faktörü, kâr-zarar denklemine bağlıdır. Tedavi, zarardan daha fazla, yardım etmeye mı yakındır? Tedavi ne kadar risklidir? Yan etkileri nelerdir? Halihazırdaki yaklaşım ne kadar tehlikeli ya da risklidir? Tedavi edilen hastalık hastayı ne kadar güçsüzleştirmektedir veya hasta hayatını ne kadar tehdit etmektedir?

Enfeksiyonları antibiyotiklerle ve travmaları tedavi etmek dışında, bugün tıp, birçok hastalığa baskılayarak, üstünü örterek, bloke ederek veya bunun dışında, bedenin biyolojisine müdahil olarak yaklaşmaktadır. Genellikle, hastalığa ilk aşamada sebep olan, altta yatan nedenleri tespit etmek için teşebbüste bulunmuyoruz.

Bir örnek vermek gerekirse, kolesterol tedavileri, kolesterol üreten bir enzimi (diğer bir önemli molekül CoQ10 gibi) bloke eder ancak kolesterolün ilk aşamada neden yüksek olduğunu tespit etmez (beslenme, egzersiz, stres ve genetik faktörleri gibi). Doktorlar beta-bloke ediciler, kalsiyum kanalı bloke ediciler, SSRI’ler (serotonin gerialımı baskılayıcılar) ACE-baskılayıcılar, antibiyotikler ve anti-inflamatuarlar kullanırlar. Biz baskılarız, bloke ederiz veya her şeyi “anti” ederiz.

Ancak şu iki basit soruyu sormayız :
Vücudun dengesi neden bozuldu ve dengeyi geri kazanmak için biz ne yapabiliriz?

Tıpta, bu soruları sormaya başlayan yeni bir yaklaşım mevcuttur.

Otoimmun Hastalıklara Fonksiyonel Tıp Yaklaşımı

Dediğim gibi, konvansiyonel tıp, altta yatan sebebi araştırmak yerine, genellikle güçlü bağışıklık-baskılayıcı ilaçları işaret eder. Bu, bir çivi üzerinde dururken bir sürü aspirin almaya benzer. Tedavi, daha çok aspirin değildir; tedavi, çiviyi çıkartmaktır.

Eğer siz de otoimmün hastalıklardan muzdarip milyonlarca Amerikalı’dan biriyseniz, riskli ilaçlara daha az, yaşam şekli tedavilerine daha çok dayanan cevaplar bulmaya istekli olduğunuza eminim.

Konvansiyonel yaklaşımların probleme sebep olan saldırıları bulmak üzere bir yöntemi yoktur. Otoimmun hastalığınız için, yüksek doz damar içi steroid, hormon, ağrı kesici, asit bloke edici, bağışıklık baskılayıcı veya TNF alfa bloke edici (güçlü bir bağışıklık baskılayıcı ilaç) ilaç reçete edilmiş ve yine de derman bulamamış olabilirsiniz. Hatta daha kötü hissediyor olabilirsiniz.

Her otoimmün hastalık tek bir merkezi biyokimyasal işleme bağlıdır : vücudunuzun kendi dokularına saldırması sonucundaki kaçak immün karşılık.

Fonksiyonel tıp, hücrelerin hangi molekülü taklit ettiğini bulmak üzere yol gösterir. İnflamasyonun ana sebebine bakar ve inflamasyonun neden olduğunu sorgular. Eğer iflamasyonun altında yatan kaynakları belirleyebilirsek, vücudu iyileştirebiliriz. Altta yatan sebepler; stres, gizli enfeksiyonlar, gıda alerjileri veya hassasiyetleri, toksik maruziyet, genetik yatkınlık, besin eksiklikleri ve sızıntılı bağırsak olabilir. Eğer vücuttaki inflamasyonu söndürmek istiyorsanız, kaynağı bulmalısınız. Doktorlara çoğunlukla, hastalıkları belirtilerle teşhis etmeleri öğretilmiştir, altta yatan sebepleri bulmak değil.

Fonksiyonel tıp, hastalıkların teşhis ve tedavisinde, farklı yöntemler üzerine kurulmuştur – belirtilere değil, sebeplere odaklanan, genlerimizin çevremizle etkileşiminin dinamik yollarını anlamaya dayanan, hastalıkların etiketlerine göre basitçe tedavisinin ötesine giden yöntemler.

Fonksiyonel tıp pratisyenlere vücudu bir sistem olarak anlamayı; hastalıkların sebeplerini görmeyi; işler ters gittiğinde vücudun basit fonksiyonel sistemlerini anlamayı ve dengenin tekrar nasıl kurulacağını; çeşitlerine göre hastalıkları ayırmak yerine, belirtiler ve organlar arasındaki ara bağlantıları anlamayı öğretir. Bu yaklaşım, hastalığı deşifre etmemizi ve belirtilere sebep olan biyolojik rahatsızlıkları tanımlamamızı sağlayan, tıbbi sorunların çözümünde esas itibariyle farklı bir yoldur.

Eğer otoimmün bir hastalığınız varsa, sebeplerin kökenini tanımlamak ve yok etmek için, sizi fonksiyonel tıp doktoru ile çalışmanız için yürekten destekliyorum. Bazen bu bir dedektif gibi çalışmayı gerektirir, deneme ve hata ve sabır ancak sonuçlar buna değer.
Sorunlarının kökenini bulmak üzere hastalar bana geldiklerinde, sıklıkla şu 10 stratejiyi uygularım ve hastalar büyük gelişme gösterirler :

1. GERÇEK GIDALAR TÜKETİN, ANTİ-İNFLAMATUAR BESLENME UYGULAYIN.
Balık ve diğer omega 3 kaynakları, kırmızı ve mor beriler (dut, böğürtlen, çilek vs – polifenollerden zenginlerdir), koyu yeşil yapraklı sebzeler, turuncu tatlı patates ve kuruyemişleri içeren anti-inflamatuar gıdalar üzerinde yoğunlaşın. Zerdeçal (curcumin kaynağı), zencefil ve biberiye gibi, anti-inflamatuar baharatları günlük beslenmenize ekleyin. Rafine edilmiş gıdaları, omega 6’yı ve mısır, soya ve yalancı safran yağı gibi inflamatuar yağları beslenmenizden çıkarın.

2. GİZLİ ENFEKSİYONLARI KONTROL EDİN.
Bunlar mantar, virüsler, bakteriler ve Lyme hastalığı olabilir. Bu enfeksiyonları tanımlamak ve yok etmek için bir fonksiyonel tıp uzmanı ile çalışmak isteyeceksiniz.

3. GİZLİ GIDA ALERJİLERİNİ KONTROL EDİN.
Yine bir fonksiyonel tıp uzmanı, IgG gıda testi ile bunu yapabilir. Ya da birçok alerjik gıdayı elimine etmek üzere tasarlanmış, The Blood Sugar Solution 10-Day Detox Diet (Kan Şekeri Çözümü 10 Günlük Detoks Diyeti – Kitap) deneyebilirsiniz.

4. ÇÖLYAK İÇİN TEST YAPTIRIN.
Bu bir kan testidir ve herhangi bir doktor bunu yapabilir.

5. AĞIR METAL ZEHİRLENMESİ İÇİN TEST YAPTIRIN.
Civa ve diğer metaller, otoimmün hastalıklara sebep olabilir.

6. BAĞIRSAĞINIZI DÜZELTİN.
Bağışıklık sisteminizin %60’ından fazlası, bağırsaklarınızın tek hücreli yüzey kaplamasında yer alır. Eğer bu yüzey bozulursa bağışıklık sisteminiz harekete geçer ve gıdalara, toksinlere ve bağırsaklarınızdaki mikroplara tepki göstermeye başlar. Bağırsaklarınızı düzeltmenizin en kolay yolu, gerçek gıda tüketmek, anti-inflamatuar beslenme uygulamak ve gluten ve diğer hassasiyet yaratan gıdaları beslenmenizden çıkartmaktır.

7. GIDA TAKVİYESİ ALIN.
Balık yağı, C vitamini, D vitamini ve probiyotik gibi besinler, immün tepkinizi doğal olarak sakinleştirir. Kuersetini, üzüm çekirdeği ekstresini ve rutini anti-inflamatuar besinler olarak göz önünde bulundurun.

8. DÜZENLİ OLARAK HAREKET EDİN.
Düzenli egzersiz doğal bir anti-inflamatuardır. Şekil almanız için cimnastik salonuna gitmenize, yürüyüş bandı üzerinde koşmanıza ve ağırlık kaldırmanıza gerek yok. Sadece daha fazla dolanmaya başlayın. Arkadaşlarınız veya ailenizle yürüyüşlere çıkın. Dışarı çıkıp bahçe işleriyle uğraşın. Çocuklarınızla parkta frizbi oynayın. Bir tenis raketi alın ve tenis topuna vurun. Dışarı çıkıp vücudunuzu hareket ettirebileceğiniz herhangi bir şey, egzersiz yerine geçecektir. Yani fit olmak için, kesinlikle cimnastik salonuna gitmek zorunda olduğunuzu düşünmeyin. Sadece vücudunuzu daha fazla kullanın.

9. DERİN GEVŞEME ALIŞTIRMALARI YAPIN.
Stres, bağışıklık tepkisinin artmasına sebep olur. Yoga, derin nefes, biofeedback, masaj gibi teknikler, stresinizi ve gerginliğinizi azaltıp rahatlama sağlar.

10. HER GECE 8 SAAT UYUYUN.
Araştırma çok açık : Uykusuzluk veya bozuk uyku, metabolizmanıza zarar verir, şeker ve karbonhidrat isteği doğurur, daha çok yemenize sebep olur ve diyabetten otoimmun hastalıklara, bir çok hastalığa zemin hazırlar. Yeterli uykuyu almak ve iyi uyumak, enerjik bir sağlık ve inflamasyonu tersine çevirmek için temel gereksinimdir. “Uyku için 19 İpucu” yazımı bloğumda okuyabilirsiniz. (*)

Sağlık ve mutluluk dilerim.

Dr. Mark Hyman (**)

(*) http://drhyman.com/…/how-to-sleep-better-lose-weight-and-l…/

(**) Dr. Mark Hyman, Fonksiyonel Tıp için Cleveland Tıp Merkezi (Cleveland Clinic’s Center for Functional Medicine) ‘nin medikal direktörü, The UltraWellness Center’ın kurucusu ve New York Times’de 10 kez 1 numara olmuş en çok satan yazarıdır.

Çeviren : Beste Ünsal Pınar

Kaynak : http://drhyman.com/…/10-strategies-to-reverse-autoimmune-d…/

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, yazı
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku

Gizlilik ve Çerez Politikası